Türk Ceza Hukuku'nda Kişisel Verilerin Korunması

Özet

Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler, kamu ve özel sektör faaliyetleri ile ilgili olarak; kişilere ilişkin bilgilerin toplanmasını, bu bilgilerden sonuçlar elde edilmesini, bu bilgilerin saklanmasını ve aktarılmasını kolay hale getirdiği gibi, kişilerin özel hayat alanlarına müdahaleyi de kolaylaştırmış ve bu bilgilerin hukuka aykırı olarak kullanılmasına olanak sağlayan bir zemin hazırlamıştır. Bu durum, kişisel bilgileri toplanan, kullanılan ve aktarılan savunmasız bireyin, korunması zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda, konuya ilişkin olarak 1970'li yıllardan bu zamana, uluslararası ve ulusal düzenlemeler yoluyla kişisel verilerin etkin şekilde korunmasını temin etmeye yönelik çalışmalar yürütülmektedir.

Ülkemiz, hem uluslararası sözleşmelere taraf olmak suretiyle hem de iç hukukta yaptığı düzenlemelerle kişisel verilerin hukuka aykırı amaçlarla kullanılmasına karşı etkin bir koruma mekanizması oluşturmayı amaçlamıştır. Bu kapsamda 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği neticesinde Anayasa'nın 20. maddesine eklenen fıkra ile kişisel verilerin korunması hakkı, anayasal bir hak olarak kabul edilmiş ve 2016 yılında konuya ilişkin temel kanun niteliğini haiz 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çıkarılarak kişisel verilerin işlenmesi ve korunmasına yönelik bütüncül bir yapı oluşturulmaya çalışılmıştır.

Kişisel verilerin etkin şekilde korunabilmesinin en önemli vasıtalarından biri ise kişisel verilere yönelik saldırı ve ihlallerin suç kapsamına alınması ve bu suçlara karşılık olarak cezai yaptırım uygulanmasıdır. Bu bağlamda, 5237 sayılı ve 01.06.2005 yürürlük tarihli Türk Ceza Kanunu'nun 135. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, 136. maddesinde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, 138. maddesinde verileri yok etmeme filleri suç olarak düzenlenmiş ve Türk Ceza Kanunu'nun 140. maddesinde, bu suçlarla ilgili olarak tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerinin uygulanabileceği hükmüne yer verilmiştir. Burada önemle belirtilmesi gereken husus, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen kişisel verilere ilişkin suçların, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önceki bir tarihte suç olarak düzenlenmiş bulunmasıdır.

Bu çalışmada, Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen kişisel verilere karşı işlenen suçlar, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun yürürlük tarihinden önceki ve sonraki dönemler dikkate alınmak suretiyle ve her iki kanunun da paralellik arz eden ve ayrılan yönleri ele alınarak incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Kişisel Veri, Kişisel Verilerin Korunması, Türk Ceza Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu

Makalenin devamına erişmek ve konuya ilişkin ayrıntılı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.  


Av. Sibel ÖZTÜRK

[email protected]

+90 312 909 46 76