Şekle Aykırılık Sebebiyle Geçersiz Olan Taşınmaz Satım Sözleşmesinden Doğan Zararların Tazmini

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrasında, sözleşmelerin geçerliğinin, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı olmadığı hüküm altına alınmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında ise kanunda sözleşmeler için öngörülen şeklin, kural olarak geçerlilik şekli olduğu; öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmelerin hüküm doğurmayacağı düzenlenmiştir.

 

6098 sayılı Kanun'un 237. maddesinde, taşınmaz satışında şekil konusu hükme bağlanmış olup, hüküm uyarınca, taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için; sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Aynı şekilde, taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Keza 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706. maddesi "taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır" hükmünü haizdir. Belirtilmelidir ki burada öngörülen şekil, sözleşmenin geçerlilik koşulu olup, kamu düzenine ilişkindir.

 

Resmi şekil, sözleşmenin, resmi görevliler tarafından tanzim edilmesini ifade etmektedir. 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca, taşınmazların mülkiyetini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olabilmesi için bu sözleşmeler, tapu sicil memurlarınca düzenlenmeli ve tarafların karşılıklı iradelerini içermelidir. Yine 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun, noterlerin görevlerini düzenleyen 60. maddesinde, "Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapmak" görevi noterlere verilmiştir.

 

Bu kapsamda, tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde yapılmaz ise TMK' nın 706, TBK' nın 237., Tapu Kanunu'nun 26. ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersiz olacaktır.[1] Geçersiz sözleşmeler, taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz. Sözleşme geçersiz olduğundan, sözleşmeye aykırılık sebebiyle tazminat talep edilmesi söz konusu olmaz.[2]  Taraflar, verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir.

Ancak kanaatimizce bazı hallerde, esasen şekle uygun olarak yapılmamış olması sebebiyle hukuken geçersiz olan işlemlerden doğan, sebepsiz zenginleşmeye dayalı iade talepleri, diğer tarafa güvenerek edimini ifa eden tarafa yeterince koruma sağlamamaktadır. Bu hallerde, bir taraf, sözleşme şekle uygun olarak yapılmamış olsa bile, diğer tarafın sözleşmedeki taahhütlerini yerine getireceğine dair yarattığı tam güven sebebiyle uğradığı zararlarının tazminini, diğer taraftan talep edebilmelidir. Burada, uyuşmazlığa ilişkin olarak, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi devreye girmeli ve olumsuz neticeler hakkaniyete uygun olarak giderilmelidir. Zira, kanaatimizce şekil şartı, getiriliş amacını aşmamalı ve hâkim, özel ve ayrık durumlarda adalete uygun düşecek şekilde karar vermelidir. [3]

 

Bu çerçevede, konuya ilişkin olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin, 27.11.2013 tarihli 2013/13723 E. ve 2013/16744 K. sayılı kararı önem arz etmektedir:

 

Karara konu olayda; davacı taraf, davalının dava dışı olan annesinin adına kayıtlı taşınmazın satışına ilişkin olarak, davalı ile, harici yazılı satış sözleşmesi imzaladıklarını; bu kapsamda, sözleşme uyarınca, davalı tarafa kapora ödediğini, eğer sözleşmeden dönülür ise kapora bedeli kadar karşı tarafa ödemeyi kararlaştırdıklarını belirtmiştir.

 

Davacı taraf, taşınmazı satın almak amacıyla dava dışı bankadan kredi çektiğini ancak davalının sözleşmeden döndüğünü iddia etmiş olup, çekilen ihtarname neticesinde davalı tarafından kapora alacağının bir kısmının ödendiğini belirterek bakiye kısmın tahsili ile cezai şart olarak belirlenen miktarın tahsilini, bununla birlikte kredinin iptali dolayısıyla bankaya ödenmek zorunda kalınan miktarın tahsilini talep ve dava etmiştir.

 

Mahkemece, geçersiz sözleşmeye dayalı cezayı şart talebinin mümkün olmadığı ve geçersiz sözleşme gereğince davacının yapmış olduğu masrafları da isteyemeyeceği kabul edilerek, bahse konu taleplerden yalnızca kapora alacağının iade edilmeyen kısmının faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

 

Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay kararında öncelikle müspet ve menfi zarar kavramlarına ilişkin şu açıklamalara yer verilmiştir:

"Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kar mahrumiyetini de içine alır.

Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur; sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir.

Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır.

Menfi zarar, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar. Bu husus, Borçlar Kanununun 108. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada, alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü, sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır.

Diğer bir söyleyişle, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder.

Öte yandan, menfi zarar kavramına şunların gireceği kabul edilmektedir:
a- Sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler: Harçlar, posta giderleri, noter ücreti gibi,
b- Sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar,
c- Sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zarar; gönderilen şeyin yolda kaybolması gibi,

ç- Sözleşmenin geçerliliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar; hükümsüz sayılan sözleşmeyle satın alınan şey, örneğin o zaman başkasından 100 liraya alınabilirken şimdi 120 liraya alınabilmesi,

d- Başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar,

e- Dava masrafları."

Bu açıklamalar ışığında somut olaya ilişkin olarak, Yargıtay kararında, şu sonuca ulaşılmıştır[4]:

 

"Geçersiz olan sözleşmeden doğan edimini diğer tarafa güvenerek ifa eden davacı tarafın, sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle uğramış bulunduğu menfi zararını talep edebileceğinin kabulü gerekir. Aksi halin kabulü, eş söyleyişle sözleşmenin geçersizliğini bilerek imzalayan davalı tarafın daha sonra bu geçersizliğe dayanan savunmasına itibar edilmesi, TMK' nın 2. maddesinde ifadesini bulan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacaktır."

 

Bu kapsamda, Yargıtay'a göre mahkemece; öncelikle davacı tarafın aldığı kredinin davaya konu olan geçersiz satış sözleşmesinin ifası amacıyla alınıp alınmadığı araştırılmalı, şayet bu amaçla alındığı tespit edilirse kredi sözleşmesinin iptali nedeniyle bankaya ödediği bedelden ibaret bulunan menfi zararının davalıdan tahsiline karar verilmelidir.

 

Kanaatimizce, taşınmaz mülkiyetinin devri borcunu doğuran sözleşmelerde resmi şekil, taraflar arasında ispat kolaylığı ve güvenliği sağlar. Zira, tarafların taşınmazın devrine ilişkin iradelerini resmî memur huzurunda açıklamaları ve bunun resmî senede geçirilmesi ile, onların ehliyetsizlik, irade bozukluğu, sözleşme şartlarının resmî senettekinden farklı bulunduğu şeklindeki itirazlarda bulunmaları güçleşmektedir. Belirtmek gerekir ki burada yalnızca tarafların değil, kamunun da yararı bulunmaktadır. [5]

 

Bu sebepledir ki, şekil noksanının ileri sürülmesinin yalnızca "hakkın kötüye kullanılması" teşkil etmesi durumunda, dolayısıyla ancak çok özel ve ayrık hallerde; hâkim, şekle aykırılık sebebiyle geçersizliği, etkisiz bırakabilmelidir. Zira objektif iyi niyete ilişkin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi, hakların kullanılmasında genel sınırı çizen bir hüküm içermekte olup, hukukun her alanında uygulanabilir olan hakların kötüye kullanılmaması ilkesi, şekle aykırılığın ileri sürülmesi hakkı bakımından da bir sınır teşkil etmektedir.[6]



[1] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 19.11.2018 tarihli, 2017/ 10854 E., 2018 / 11715 K. sayılı kararı.

[2] KILIÇOĞLU, Ahmet; "Taşınmaz Satımında Şekil ve Hakkın Kötüye Kullanılması", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 38 (1981), s. 212.

[3] ARSLAN AKYÜZ, S. Petek; "Şekle Aykırılık Nedeni ile Geçersiz Taşınmaz Satımlarından Doğan Hukuki Sonuçlar" Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, s. 96.

[4] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 27.11.2013 tarih, 2013/13723 E. ve 2013/16744 K. sayılı kararı

[5] KILIÇOĞLU, s. 210.

[6] Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 02.12.1991 tarih, 1991/7217 E. ve 1991/10901 K. sayılı kararı

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık

Kişisel Verilerin Korunması Kapsamında Aydınlatma Metni

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (6698 sayılı Kanun) kapsamında kişisel verilerin işlenme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen olarak veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden veri sorumlusu sıfatıyla sorumludur.

İşbu metinle temel hak ve özgürlükler ile kişisel verileri korumak; Anayasa'ya, insan haklarına ilişkin taraf olunan uluslararası sözleşmelere ve Kanun ile sair mevzuata uygun veri işleme faaliyetinde bulunmak maksadıyla Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık tarafından işlenen kişisel verilere ilişkin veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, ilgili kişilerin bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır.

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, ilgili kişilere ve üçüncü kişilere işbu metin başta olmak üzere her türlü kamuoyuna açık belge ile kişisel verilerin işlenmesi faaliyetlerini hukuka ve ahlaka uygun şekilde gerçekleştirdiğini ilan eder. Bu kapsamda kişisel verilerin işlenmesi faaliyetlerinde ilgili kişileri ve üçüncü kişileri şeffaflık ilkesi doğrultusunda bilgilendirmektedir.

 

İşbu metin Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası Metni (Politika Metni) ile açıklanan kavram ve ilkelere uyumlu olarak hazırlanmış olup gerektiğinde güncellenmektedir.

 

  1. Kişisel Verilerin İşlenme Amacı

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık yürütmekte olduğu hukuki hizmet ve danışmanlık faaliyetleri kapsamında, kanuni yükümlülüklerin yerine getirilmesi, tam ve doğru hizmet sunulması amacıyla kişisel verileri işlemeye ihtiyaç duymaktadır. Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, kişisel verileri 6698 sayılı Kanun ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu (Avukatlık Kanunu) başta olmak üzere uymak zorunda olduğu tüm mevzuat hükümleri doğrultusunda işlemektedir. Bu kapsamda 6698 sayılı Kanun'da sayılan ilke ve hükümlere uygun olarak kişisel verileri işleme faaliyeti yapılmaktadır.

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık tarafından kişisel veriler; hukuka ve dürüstlük kuralına uygun, doğru, güncel, belirli, meşru ve açık amaçlar için, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olarak, ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilerek işlenmektedir.

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık müvekkillerinin, müvekkil adaylarının ve internet sitesi ziyaretçilerinin kişisel verilerini yukarıda sayılan ilke ve hükümlere uygun olarak;

 

· Yasal yükümlülükleri yerine getirmek,

· Veri sorumlusunun ve ilgili kişilerin haklarını korumak,

· Avukatlık ve danışmanlık hizmetlerine ilişkin sözleşmeleri kurmak ve ifa etmek,

· Hukuki hizmetlerin yanında tamamlayıcı her türlü hizmeti sunmak,

· Hukuki eğitim vermek, hukuki eğitimlerle ilgili bilgilendirme yapmak,

· Mevzuat güncellemeleri ve güncel hukuki meselelerle ilgili bilgi paylaşımında bulunmak, · Müvekkillerin iş stratejilerini belirlemek ve uygulamak,

· Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık bünyesinde gerçekleştirilen toplantılara ve sunulan tekliflere ilişkin raporları hazırlanmak,

· İnternet sitesinin güvenliğini ve gerektiği gibi çalışmasını sağlamak ve internet sitesini iyileştirilmek,

· İlgili kişinin izin verdiği ölçüde, kendisiyle iletişim kurmak, kendisine yeni hizmetler ile ilgili bilgi vermek, üye olması hâlinde elektronik posta ve sair iletişim kanalları ile bildirimde bulunmak,

· Site üzerinden şikâyet ve taleplerini ileten kişilere yanıt vermek, bu kişiler ile iletişime geçmek ve IP adresleri, kullanıcıları, ziyaretçileri ve üyeleri tanımlayarak demografik bilgi oluşturmak,

· İhtiyaçlar doğrultusunda Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık'tan talep edilen diğer hukuki hizmetleri sunmak amaçlarıyla işlemektedir.

 

 

  1. Kişisel Verilerin Aktarılması ve Aktarılma Amacı

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, işlemiş olduğu kişisel verileri, sır saklama yükümlülüğü çerçevesinde çalışanlarına ve hukuki hizmet kapsamında sürecin takip edilebilmesi için gerekli üçüncü kişilere aktarmaktadır. Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, hukuki süreçlerin yürütülebilmesi ve takip edilebilmesi amacıyla ilgili yargı kurumlarına kişisel veri aktarımı yapmaktadır. Bunun yanında başta Avukatlık Kanunu olmak üzere mevzuattan kaynaklanan diğer yükümlülükler gereğince ilgili kişilerin kişisel verileri kamu kurumları, mahkemeler ve denetleyici kurumlar gibi kurum ve kuruluşlara talep edilmesi hâlinde ilgili kişinin de bilgisi dahilinde aktarılmaktadır.

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, kişisel verileri ilgili kişinin açık rızasını almak kaydıyla veya 6698 sayılı Kanun'un 8/2. maddesinde belirtilen durumların varlığı hâlinde gerekli ve yeterli önlemi almak kaydıyla ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarabilecektir. Kişisel veriler aktarılırken gereken her türlü tedbir Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık tarafından alınmaktadır.

 

  1. Kişisel Veri Toplamanın Yöntemi ve Hukuki Sebebi

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, ilgili kişilerin kişisel verilerini, 6698 sayılı Kanun ve sair mevzuat hükümlerine ve ahlaka uygun olmak şartıyla, elektronik posta, telefon görüşmesi, her türlü sosyal mesajlaşma platformu, her türlü sosyal haberleşme ağı, iletişim formları, fiziksel yöntemler gibi vasıtalar ile sözlü veya yazılı olarak toplamaktadır. Aynı zamanda internet sitemizde yer alan hizmetlere kayıt olurken ilgili kişi tarafından verilen kişisel veriler de yukarıda sayılan amaçlar kapsamında veri tabanı üzerinden toplanmaktadır.

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, kişisel verileri Avukatlık Kanunu'na uygun hareket edebilmesi, bu kapsamda kanunda açıkça öngörülmüş olması ve veri sorumlusu sıfatıyla kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirebilmesi, işbu metinde açıklanan hizmetlere ilişkin sözleşmelerin kurulması veya ifasıyla doğrudan ilgili olarak, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, ilgili kişilerin haklarının tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması hukuki sebepleriyle toplanmaktadır.

 

  1. İşlenen Kişisel Verilerin Korunması

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, ilgili kişilerin kişisel verilerini işlerken kişisel verilerin güncel ve doğru olması, güvenli ortamlarda saklanması; silinmesinin, yok edilmesinin, değiştirilmesinin ve hukuka aykırı olarak kullanılmasının engellenmesi için 6698 sayılı Kanun'da sayılan ve ikincil mevzuatta düzenlenen gerekli tedbirleri almaktadır.

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, çalışanlarından görevleri sebebiyle ilgili kişilerin kişisel verilerini öğrenen kişiler, bu verileri 6698 sayılı Kanun'a uyun olarak ve sır saklama yükümlülüğü çerçevesinde işleme amacı dışında kullanmamaktadır. Söz konusu kişilerin bu yükümlülükleri görevleri sona erse dahi devam etmektedir.

 

Fiziki olarak işlenen veriler özel dolaplarda saklanırken sanal ortamda işlenmiş kişisel veriler, teknik destek alınarak güvenlik duvarı ile korunmaktadır. İlgili kişilerin kişisel verileri, kanuni olmayan yollarla üçüncü kişiler tarafından ele geçirildiği takdirde Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, bu durumu derhal ilgili kişiye ve Kişisel Verileri Koruma Kurumuna bildirecektir.

 

  1. İlgili Kişinin Hakları

 

İlgili kişi;

· Kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme,

· Kişisel verilerinin işlenmesi durumunda buna ilişkin bilgi talep etme,

· Kişisel verilerin işlenme amacını öğrenme, kişisel verilerin amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,

· Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,

· Eksik veya yanlış işlenen kişisel verilerin düzeltilmesini isteme,

· 6698 sayılı Kanun'da sayılan şartların gerçekleşmesi halinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme,

· Kişisel verilerin aktarılması durumunda silinmesini, yok edilmesini veya düzeltilmesini istediği bilgilerin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,

· İşlenen kişisel verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkması hâlinde bu sonuca itiraz etme,

 · Kanuna aykırı olarak kişisel verilerin işlenmesi faaliyetinin gerçekleşmesi durumunda zarara uğraması hâlinde bu zararın giderilmesini talep etme hakkına sahiptir.

Bu kapsamda ilgili kişi, Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık'ın veri sorumlusu sıfatıyla işlediği verileri hakkında, yazılı olarak Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık'a, başvurarak bu haklarını kullanabilecektir.

 

  1. İlgili Kişinin Haklarını Kullanması

 

Bir üst başlıkta ifade edilen haklarını kullanmak isteyen ilgili kişi, Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık'ın çalışma adresi olan ''Mustafa Kemal Mahallesi, No: 266 Tepe Prime A Blok D:18, 06510 Çankaya/Ankara'' adresine yazılı olarak talebini iletebilecektir. İlgili kişi, söz konusu talebini ıslak imzalı şekilde elden, posta veya noter yoluyla iletebilecektir.

 

Aynı zamanda söz konusu talep, ilgili kişi tarafından daha önce belirtilmiş Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık sisteminde kayıtlı olan elektronik posta adresi üzerinden info@sibelozturk.av.tr adresine elektronik posta olarak da gönderilebilecektir.

 

İlgili kişi, söz konusu başvuruyu yaparken adı, soyadı, T.C. kimlik numarası (yabancılar için uyruğu, pasaport numarası veya bulunması hâlinde kimlik numarası), ikamet veya iş yeri adresi, telefon numarası ve talep konusunu açıkça belirtmek zorundadır.

 

Yukarıda sayılan haklara ilişkin talepler ilgili kişi tarafından Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık'a sunulduğu takdirde işbu talepler, Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık tarafından işin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde sonuçlandırılacaktır.

 

İlgili kişilerin haklarına ilişkin talepleri ücretsiz olarak sonuçlandırılmaktadır. Ancak işlemin ayrıca bir maliyeti gerektirmesi hâlinde mevzuat ve Kurul tarafından belirlenen tarifeye göre ilgili kişiden ücret alınacaktır.