Haksız Rekabet Hukuku

Makalenin yayımlandığı link: http://www.injuria.az/news/haksiz-rekabet-hukuku


Serbest ticaret ilkesi ve rekabet özgürlüğü, günümüzde geçerli olan liberal ekonomi anlayışının temelini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 48. maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir' hükmü ile serbest ticaret ilkesi ve rekabet özgürlüğüne vurgu yapılmıştır. Ancak rekabet özgürlüğünün mevcudiyeti, sınırsız bir rekabet hakkının bulunduğu anlamına gelmemektedir.

Rekabet, dürüstlük kuralları çerçevesinde gerçekleştirilmeli ve kötüye kullanılmamalıdır. Rekabet özgürlüğünün sınırlarını çizmek ve bu sınırların aşılması halinde başvurulabilecek hukuki yolları tespit etmek amacıyla hemen her ülkede haksız rekabete ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Ülke mevzuatlarında konuya ilişkin olarak yapılan düzenlemelerde, başlangıçta sadece rakiplerin ekonomik kişiliklerinin korunması düşüncesinden hareket edilmiş, sonradan ise toplumun çıkarları bakımından da haksız rekabetin önlenmesi konusu üzerinde durulmuş ve bu bağlamda sadece rakiplere değil müşterilere ve mesleki-ekonomik birliklere de dava açma hakkı tanınmıştır.

Zira haksız rekabete ilişkin hükümler, bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin tesisi amacına hizmet etmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)' nun gerekçesinde yer verildiği üzere, katılanlar sözcüğü ile kastedilen ekonomi, tüketici ve kamudur.

Dolayısıyla katılanlar sözcüğünün kullanılmasıyla rekabete ilişkin kuralların sadece rakipler arasındaki ilişkilere özgülenmesinin yolu kapatılmıştır. Söz konusu düzenlemelere göre haksız rekabet hukukunun amacı, dürüst rekabetin sağlanması ve herkesin sarf ettiği emek nispetinde sonuç almasıdır.


1. Türk Hukukunda Haksız Rekabetin Düzenlenişi

Türk Hukukunda haksız rekabet konusu, esas itibariyle iki temel kanun olan Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiştir. Ayrıca tüketicilere karşı işlenen haksız rekabet eylemleri bakımından da 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61 ve 62. maddelerinde sırasıyla 'Ticari Reklamlar' ve 'Haksız Ticari Uygulamalar' hususları özel olarak düzenlenmiştir.

Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 57. maddesi, 'Haksız Rekabet' kenar başlığını taşımaktadır. TBK m. 57/ f. 1 hükmüne göre "Gerçek olmayan haberlerin yayılması veya bu tür ilanların yapılması ya da dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlarda bulunulması yüzünden müşterileri azalan veya onları kaybetme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu davranışlara son verilmesini ve kusurun varlığı hâlinde zararının giderilmesini isteyebilir." Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise ticari işlere ilişkin haksız rekabet hakkında Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanacağı vurgulanmıştır.

6098 sayılı TBK' nın haksız rekabete ilişkin 57. maddesi, 818 sayılı eski Borçlar Kanunu (eBK) m. 48'den hemen hemen aynen alınmıştır. Bu sebeple, haksız rekabete ilişkin eBK-eTTK döneminde oluşan ikili sistem, yeni BK- yeni TTK döneminde de varlığını sürdürmektedir.

İsviçre Borçlar Kanunu kabul edilirken, -o tarihte bağımsız bir haksız rekabet düzenlemesi bulunmadığı için, haksız rekabete ilişkin düzenlemeye, İsviçre Borçlar Kanunu'nda yer verilmiştir. 818 sayılı eski Borçlar Kanunumuz hazırlanırken, haksız rekabete ilişkin bu düzenleme de (eBK m. 48 olarak) iktibas edilmiştir. Ancak daha sonra İsviçre'de bağımsız nitelikteki bir düzenleme olan İsviçre Haksız Rekabet Kanunu kabul edildiğinde söz konusu düzenleme İsviçre Borçlar Kanunu'ndan çıkarılmış, böylelikle ikili bir sistem oluşması önlenmiştir.

Türk Hukukunda ise haksız rekabet konusu TTK içerisinde düzenlenmiş olup, hem İsviçre BK düzenlemesini temel alan eBK (m. 48) hükmü korunmuş hem eTTK (eTTK m. 56 vd) hükümleri varlığını sürdürmüş olmakla, mehazdan farklı olarakikili bir sistem doğmuştur. Yargıtay bu ikili sistemin nasılişleyeceğini açıklamak üzere "tarafların, özellikle de davalının tacir olmadığı durumlarda" adi işlere ilişkin haksız rekabetin var olacağını kabul etmiştir.

TBK m. 57 hükmü, ekonomik kişiliğin korunmasını amaçlayan ve yalnızca ticari olmayan haksız rekabet hallerini düzenleyen; içeriği itibariyle TTK m. 54 ve devamı maddelerine oranla son derece dar kapsamlı olan bir hükümdür. TTK' nın 54. ve 55. maddeleri incelendiğinde, bu Kanun'un hükümlerinin sadece ticari işlere ilişkin haksız rekabet hallerinde değil; adi iş ve ticari iş ayrımı yapılmaksızın, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar bakımından uygulanma kabiliyeti olan, genel hüküm niteliğinde düzenleme olduğu görülmektedir.

Bu sebeple doktrinde TTK m. 54. ve devamı maddeleri karşısında, TBK m. 57 f. 1'in uygulama alanının kalmadığı ileri sürülmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 21.02.2010 tarihli bir kararında, bir tüketicinin dahi haksız rekabet fiilini işleyebileceğini ve tüketicinin bu fiilinin de TTK çerçevesinde değerlendirilebileceğini belirtmiştir. En isabetli çözüm, İsviçre'de yapıldığı gibi haksız rekabet hususunun Ticaret Kanunu'nda değil, özel bir kanunda düzenlenmesi ve Borçlar Kanunu'nun sözü edilen hükmünün yürürlükten kaldırılmasıdır.


2. Rekabete İlişkin Diğer Düzenlemeler

Mal veya hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu ya da kısıtlayıcı veya bu neticeye sebep olan, teşebbüsler arasındaki anlaşmalar ve uyumlu eylemleri önlemek amacıyla 1994 tarihli 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (RKHK) çıkarılmıştır. RKHK' da düzenlenmiş bulunan rekabet hukuku, esasen rekabet ortamının varlığını sağlamaya hizmet eder. Haksız rekabet hükümleri ise, rekabetin dürüstlük kuralları çerçevesinde gerçekleştirilmesi amacıyla sevk edilmiştir.

İthalatta haksız rekabetin önlenmesi amacı ile 14 Haziran 1989 tarihinde, 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun kabul edilmiş ve Kanun'un 1. maddesinde amaç, ithalatta haksız rekabet hallerinden damping ve sübvansiyona konu olan ithalatın sebep olacağı zarara karşı bir üretim dalının korunması olarak ifade edilmiştir. Bu çerçevede ithalatta haksız rekabetin önlenebilmesi ve bu hususta gereken idari, mali ve ekonomik kararların alınabilmesi için Kanun'un 6. maddesi uyarınca 'İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu' oluşturulmuştur.

Haksız rekabete ilişkin olarak uluslararası alanda da düzenlemeler yapılmıştır. Türkiye'nin de taraf olduğu Sınai Mülkiyet Haklarının Korunması Hakkında Paris Sözleşmesi'nin 10. maddesi uyarınca taraf devletler, haksız rekabete karşı, bu sözleşmeyi kabul eden diğer ülke vatandaşlarına gerekli kanuni korumayı sağlamakla yükümlüdürler.


3. Türk Ticaret Kanunu'na Göre Haksız Rekabet
3.1. Haksız Rekabet Hükümlerinin Amacı

TTK m. 54/ 1'e göre "Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır."

Bu düzenlemede İsviçre Haksız Rekabet Kanunu'nun 1. maddesinden esinlenilmiştir. Anılan kanunun amacı da rakip teşebbüslerin, tüketicilerin ve diğer pazar katılımcılarının haksız rekabete karşı korunmasıdır.

TTK' nın gerekçesinde, 54. madde ile ilgili olarak 'tüm katılanlar' ifadesiyle, rekabet hukukunun ünlü üçlüsü olan ekonomi, tüketici ve kamunun kastedildiği belirtilmiş ve bu sözcüğün kullanılması ile rekabet kurallarının rakipler arası ilişkilere özgülenmesinin yolu kapatılmıştır.

Dürüst davranma kuralının haksız rekabetin teşhisinde belirleyici olduğuna vurgu yapılmış ve tüm katılanların, piyasa aktörlerinin dürüst davranacağına güvendiği ve güvenmek hakkını haiz olduğu, bu kuralı ihlal edenin ise güvene aykırı hareket etmesi sebebiyle haksız rekabet durumunu oluşturduğu belirtilmiştir.


3.2. Haksız Rekabetin Tanımı

6762 sayılı eski TK' nun 56. maddesinde haksız rekabet, "aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suiistimalidir" şeklinde genel olarak tanımlanmıştır.

TTK m. 54 f. 2 hükmü ile haksız rekabet, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar olarak ifade edilmiştir.

Bu çerçevede haksız rekabetten söz edilebilmesi için;

. Tarafların rakip olmaları gerekli değildir. 1943 tarihli İsviçre Haksız Rekabete Karşı Kanun'un gerekçesinde de haksız rekabetin sadece birbiriyle rekabet halinde bulunanlar tarafından işlenemeyeceği açıkça belirtilmiştir. TTK ile de haksız rekabet hükümlerinin uygulanması için rekabet ilişkisinin varlığından açıkça vazgeçilerek 'katılanlar' sözcüğü kullanılmış ve rekabet kurallarının rakipler arası ilişkilere özgülenmesinin yolu kapatılmıştır. Bu bağlamda her iki tarafın tacir olması gerekmemektedir.

Konuya ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Atılım Vakfı tarafından kurulan Atılım Üniversitesi'nin, davalı şirketin Atılım Dershanesi adı altında faaliyet göstermesi sebebiyle haksız rekabetin varlığını ileri sürdüğü bir kararında, haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için her iki tarafın da tacir olması gibi bir koşulun aranmadığını belirtmiştir.

. Haksız rekabet failinin, yarar sağlamış olması gerekli değildir.
. Haksız rekabet failinin kusurlu olması gerekli değildir. Kusur yalnızca haksız rekabete dayanan tazminat davalarının açılabilmesinde aranmaktadır. TTK m. 56 f. 1uyarınca tespit, men ve haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması hususlarında dava açılması halinde kusur şartı aranmaz.
. Haksız rekabete uğrayanın 'zarar tehlikesine' uğramış olması yeterlidir. Zarar görmüş olması, yalnızca tazminat talebinde aranan bir şarttır. Yargıtay kararına konu olan bir olayda davalı firma, gazeteye verdiği ilan ile davacı firmada çalışan on bir şoförün kendi firmasına geçtiğini ve davacı firmada iyi şoför kalmadığını belirmiştir. Bu durumda, Yargıtay'a göre davacı firmanın iktisadi menfaat bakımından zarar tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı açıktır ve bu hal haksız rekabet teşkil etmektedir.
3.3. Haksız Rekabetin Unsurları

TTK m. 54 f. 2 hükmüne göre haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için ekonomik bir rekabetin varlığı gerekmektedir. Buna göre örneğin bir öğrencinin sınıf birincisi olmak amacıyla kopya çekmesi iyi niyet kurallarına aykırı olsa da ortada bir iktisadi rekabet bulunmadığından haksız rekabet oluşturmaz. Ancak sınıf birincisine bir parasal ödül vaadi var ise bu takdirde kopya çekmek haksız rekabet teşkil edebilir.

Haksız rekabetin unsurlarından bir diğeri, ekonomik rekabet etme hakkının dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullanılmasıdır. Bu hususa ilişkin olarak TTK m. 54 f. 2'de aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız rekabet teşkil edeceği hükme bağlanmıştır.

Haksız rekabetin varlığı için mevcut olması gereken son unsur ise dürüstlük kuralına aykırı davranış veya uygulamanın rakipler arasındaki veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkilemesi şartıdır. Dolayısıyla taraflar rakip olmasa da aynı iş kolunda çalışmasalar da haksız rekabet yine mevcut olabilir. Zira bu unsur bakımından önem arz eden husus, taraflar arasında rekabet ilişkisinin varlığının zorunlu olmamasıdır. Örneğin bir yayınevinin yayımladığı kitaplarda kullanılan kâğıdın Uzak Doğu'dan geldiği ve sağlığa zararlı bulunduğuna ilişkin açıklamalar yapan bir kişi, kitap basım-yayım işinde faaliyet göstermese de eylemi haksız rekabet teşkil edebilir.


3.4. Haksız Rekabet Halleri

TTK' nın 54. maddesinin 2. fıkrası hükmü, haksız rekabete ilişkin genel hüküm niteliğinde olup, uygulama alanı oldukça geniştir. Bu genel hükme yer verildikten sonra TTK m. 55'te ise uygulamada sıkça karşılaşılan ve dürüstlük kuralına aykırı olan başlıca özel haksız rekabet halleri sayılmıştır.

Kanunda yer alan 'başlıca' ifadesi ile TTK m. 55'te sayılan haksız rekabet hallerinin sınırlı sayıda olmadığı ve örnek mahiyetinde sayıldığı gösterilmiştir. Bu bakımdan m. 55'te sayılmamış ancak genel hüküm niteliğinde olan m. 54 f. 2' de yer verilen ilke çerçevesinde haksız rekabet olarak nitelendirilebilecek davranış ve uygulamalar söz konusu olabilecektir. TTK m. 55'te sayılan kategorilerden birinin kapsamına dâhil olan bir davranış için ise artık genel hükme göre bir inceleme yapılmasına gerek kalmaz ve bu davranışın doğrudan haksız rekabet oluşturduğu kabul olunur.

TTK' nın 55. maddesinde haksız rekabet hallerinin başlıcalarıaltı kategori halinde sayılmıştır. Bunlar:

. Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar,
. Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek,
. Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak,
. Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek,
. İş şartlarına uymamak ve
. Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak

şeklinde ifade edilmiş ve altı kategorinin her birine örneklerverilmiştir.

Böylece TTK m. 55 hükmünde, başlıca haksız rekabet halleri;altı bent ve bentlerin altında toplam yirmi bir örnek ile düzenlenmiş bulunmaktadır.


3.5. Haksız Rekabetin Sonuçları

TTK m. 56 ile m. 63 arasında, haksız rekabet bakımından hukukî ve cezai sorumluluğa ilişkin hükümlere yer verilmiş ve yargı yollarına başvurabilecek kişiler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargı yollarına ek olarak haksız rekabet davası açılmadan önce veya dava sırasında mahkemelerin ihtiyati tedbire hükmedebileceği de ifade edilmiştir.

Haksız rekabet halinde açılabilecek davalar, TTK m. 56 f. 1'de belirtilmiştir. Bu maddeye göre haksız rekabet davaları; tespit, haksız rekabetin men' i, eski hale getirme ve tazminat davası olarak açılabilmektedir. Haksız rekabet nedeniyle açılabilecek davalar belirlenirken haksız rekabeti gerçekleştiren kişinin kusurlu olup olmamasına göre bir ayrım yapıldığı ve tazminat davalarının açılabilmesi için failin kusurunun arandığı görülmektedir.

Haksız rekabette hukuk davalarında davacı ve davalı olabilecek kişiler, TTK' da sınırlı sayı ilkesi çerçevesinde düzenlenmiştir. Haksız rekabete dayalı davalar, mutlak ticari dava olmaları nedeniyle TTK m. 4 uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri'ndegörülmektedir.

Haksız rekabette zamanaşımı hususu, TTK' nın 60. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, TTK m. 56'da yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Cezai sorumluluğa ilişkin olarak belirtmek gerekir ki kural olarak haksız rekabet fiilinin işlenmesi suç oluşturmasa da TTK m. 55 hükmünde sayılan haksız rekabet hallerinden birinin kasten işlenmesi halinde cezai sorumluluk gündeme gelmektedir.

Ayrıca TTK m. 62'de hükme bağlandığı üzere, kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler, çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar ya da bu kişilerin işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenmesine rağmen bu fiili önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler hakkında da cezai sorumluluk öngörülmüştür.

TTK m. 62 gereğince, yukarıda sayılan kimseler, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 56.madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar.

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık

Kişisel Verilerin Korunması Kapsamında Aydınlatma Metni

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (6698 sayılı Kanun) kapsamında kişisel verilerin işlenme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen olarak veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden veri sorumlusu sıfatıyla sorumludur.

İşbu metinle temel hak ve özgürlükler ile kişisel verileri korumak; Anayasa'ya, insan haklarına ilişkin taraf olunan uluslararası sözleşmelere ve Kanun ile sair mevzuata uygun veri işleme faaliyetinde bulunmak maksadıyla Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık tarafından işlenen kişisel verilere ilişkin veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, ilgili kişilerin bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır.

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, ilgili kişilere ve üçüncü kişilere işbu metin başta olmak üzere her türlü kamuoyuna açık belge ile kişisel verilerin işlenmesi faaliyetlerini hukuka ve ahlaka uygun şekilde gerçekleştirdiğini ilan eder. Bu kapsamda kişisel verilerin işlenmesi faaliyetlerinde ilgili kişileri ve üçüncü kişileri şeffaflık ilkesi doğrultusunda bilgilendirmektedir.

 

İşbu metin Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası Metni (Politika Metni) ile açıklanan kavram ve ilkelere uyumlu olarak hazırlanmış olup gerektiğinde güncellenmektedir.

 

  1. Kişisel Verilerin İşlenme Amacı

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık yürütmekte olduğu hukuki hizmet ve danışmanlık faaliyetleri kapsamında, kanuni yükümlülüklerin yerine getirilmesi, tam ve doğru hizmet sunulması amacıyla kişisel verileri işlemeye ihtiyaç duymaktadır. Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, kişisel verileri 6698 sayılı Kanun ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu (Avukatlık Kanunu) başta olmak üzere uymak zorunda olduğu tüm mevzuat hükümleri doğrultusunda işlemektedir. Bu kapsamda 6698 sayılı Kanun'da sayılan ilke ve hükümlere uygun olarak kişisel verileri işleme faaliyeti yapılmaktadır.

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık tarafından kişisel veriler; hukuka ve dürüstlük kuralına uygun, doğru, güncel, belirli, meşru ve açık amaçlar için, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olarak, ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilerek işlenmektedir.

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık müvekkillerinin, müvekkil adaylarının ve internet sitesi ziyaretçilerinin kişisel verilerini yukarıda sayılan ilke ve hükümlere uygun olarak;

 

· Yasal yükümlülükleri yerine getirmek,

· Veri sorumlusunun ve ilgili kişilerin haklarını korumak,

· Avukatlık ve danışmanlık hizmetlerine ilişkin sözleşmeleri kurmak ve ifa etmek,

· Hukuki hizmetlerin yanında tamamlayıcı her türlü hizmeti sunmak,

· Hukuki eğitim vermek, hukuki eğitimlerle ilgili bilgilendirme yapmak,

· Mevzuat güncellemeleri ve güncel hukuki meselelerle ilgili bilgi paylaşımında bulunmak, · Müvekkillerin iş stratejilerini belirlemek ve uygulamak,

· Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık bünyesinde gerçekleştirilen toplantılara ve sunulan tekliflere ilişkin raporları hazırlanmak,

· İnternet sitesinin güvenliğini ve gerektiği gibi çalışmasını sağlamak ve internet sitesini iyileştirilmek,

· İlgili kişinin izin verdiği ölçüde, kendisiyle iletişim kurmak, kendisine yeni hizmetler ile ilgili bilgi vermek, üye olması hâlinde elektronik posta ve sair iletişim kanalları ile bildirimde bulunmak,

· Site üzerinden şikâyet ve taleplerini ileten kişilere yanıt vermek, bu kişiler ile iletişime geçmek ve IP adresleri, kullanıcıları, ziyaretçileri ve üyeleri tanımlayarak demografik bilgi oluşturmak,

· İhtiyaçlar doğrultusunda Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık'tan talep edilen diğer hukuki hizmetleri sunmak amaçlarıyla işlemektedir.

 

 

  1. Kişisel Verilerin Aktarılması ve Aktarılma Amacı

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, işlemiş olduğu kişisel verileri, sır saklama yükümlülüğü çerçevesinde çalışanlarına ve hukuki hizmet kapsamında sürecin takip edilebilmesi için gerekli üçüncü kişilere aktarmaktadır. Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, hukuki süreçlerin yürütülebilmesi ve takip edilebilmesi amacıyla ilgili yargı kurumlarına kişisel veri aktarımı yapmaktadır. Bunun yanında başta Avukatlık Kanunu olmak üzere mevzuattan kaynaklanan diğer yükümlülükler gereğince ilgili kişilerin kişisel verileri kamu kurumları, mahkemeler ve denetleyici kurumlar gibi kurum ve kuruluşlara talep edilmesi hâlinde ilgili kişinin de bilgisi dahilinde aktarılmaktadır.

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, kişisel verileri ilgili kişinin açık rızasını almak kaydıyla veya 6698 sayılı Kanun'un 8/2. maddesinde belirtilen durumların varlığı hâlinde gerekli ve yeterli önlemi almak kaydıyla ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarabilecektir. Kişisel veriler aktarılırken gereken her türlü tedbir Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık tarafından alınmaktadır.

 

  1. Kişisel Veri Toplamanın Yöntemi ve Hukuki Sebebi

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, ilgili kişilerin kişisel verilerini, 6698 sayılı Kanun ve sair mevzuat hükümlerine ve ahlaka uygun olmak şartıyla, elektronik posta, telefon görüşmesi, her türlü sosyal mesajlaşma platformu, her türlü sosyal haberleşme ağı, iletişim formları, fiziksel yöntemler gibi vasıtalar ile sözlü veya yazılı olarak toplamaktadır. Aynı zamanda internet sitemizde yer alan hizmetlere kayıt olurken ilgili kişi tarafından verilen kişisel veriler de yukarıda sayılan amaçlar kapsamında veri tabanı üzerinden toplanmaktadır.

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, kişisel verileri Avukatlık Kanunu'na uygun hareket edebilmesi, bu kapsamda kanunda açıkça öngörülmüş olması ve veri sorumlusu sıfatıyla kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirebilmesi, işbu metinde açıklanan hizmetlere ilişkin sözleşmelerin kurulması veya ifasıyla doğrudan ilgili olarak, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, ilgili kişilerin haklarının tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması hukuki sebepleriyle toplanmaktadır.

 

  1. İşlenen Kişisel Verilerin Korunması

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, ilgili kişilerin kişisel verilerini işlerken kişisel verilerin güncel ve doğru olması, güvenli ortamlarda saklanması; silinmesinin, yok edilmesinin, değiştirilmesinin ve hukuka aykırı olarak kullanılmasının engellenmesi için 6698 sayılı Kanun'da sayılan ve ikincil mevzuatta düzenlenen gerekli tedbirleri almaktadır.

 

Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, çalışanlarından görevleri sebebiyle ilgili kişilerin kişisel verilerini öğrenen kişiler, bu verileri 6698 sayılı Kanun'a uyun olarak ve sır saklama yükümlülüğü çerçevesinde işleme amacı dışında kullanmamaktadır. Söz konusu kişilerin bu yükümlülükleri görevleri sona erse dahi devam etmektedir.

 

Fiziki olarak işlenen veriler özel dolaplarda saklanırken sanal ortamda işlenmiş kişisel veriler, teknik destek alınarak güvenlik duvarı ile korunmaktadır. İlgili kişilerin kişisel verileri, kanuni olmayan yollarla üçüncü kişiler tarafından ele geçirildiği takdirde Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık, bu durumu derhal ilgili kişiye ve Kişisel Verileri Koruma Kurumuna bildirecektir.

 

  1. İlgili Kişinin Hakları

 

İlgili kişi;

· Kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme,

· Kişisel verilerinin işlenmesi durumunda buna ilişkin bilgi talep etme,

· Kişisel verilerin işlenme amacını öğrenme, kişisel verilerin amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,

· Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,

· Eksik veya yanlış işlenen kişisel verilerin düzeltilmesini isteme,

· 6698 sayılı Kanun'da sayılan şartların gerçekleşmesi halinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme,

· Kişisel verilerin aktarılması durumunda silinmesini, yok edilmesini veya düzeltilmesini istediği bilgilerin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,

· İşlenen kişisel verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkması hâlinde bu sonuca itiraz etme,

 · Kanuna aykırı olarak kişisel verilerin işlenmesi faaliyetinin gerçekleşmesi durumunda zarara uğraması hâlinde bu zararın giderilmesini talep etme hakkına sahiptir.

Bu kapsamda ilgili kişi, Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık'ın veri sorumlusu sıfatıyla işlediği verileri hakkında, yazılı olarak Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık'a, başvurarak bu haklarını kullanabilecektir.

 

  1. İlgili Kişinin Haklarını Kullanması

 

Bir üst başlıkta ifade edilen haklarını kullanmak isteyen ilgili kişi, Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık'ın çalışma adresi olan ''Mustafa Kemal Mahallesi, No: 266 Tepe Prime A Blok D:18, 06510 Çankaya/Ankara'' adresine yazılı olarak talebini iletebilecektir. İlgili kişi, söz konusu talebini ıslak imzalı şekilde elden, posta veya noter yoluyla iletebilecektir.

 

Aynı zamanda söz konusu talep, ilgili kişi tarafından daha önce belirtilmiş Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık sisteminde kayıtlı olan elektronik posta adresi üzerinden info@sibelozturk.av.tr adresine elektronik posta olarak da gönderilebilecektir.

 

İlgili kişi, söz konusu başvuruyu yaparken adı, soyadı, T.C. kimlik numarası (yabancılar için uyruğu, pasaport numarası veya bulunması hâlinde kimlik numarası), ikamet veya iş yeri adresi, telefon numarası ve talep konusunu açıkça belirtmek zorundadır.

 

Yukarıda sayılan haklara ilişkin talepler ilgili kişi tarafından Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık'a sunulduğu takdirde işbu talepler, Sibel ÖZTÜRK Hukuk ve Danışmanlık tarafından işin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde sonuçlandırılacaktır.

 

İlgili kişilerin haklarına ilişkin talepleri ücretsiz olarak sonuçlandırılmaktadır. Ancak işlemin ayrıca bir maliyeti gerektirmesi hâlinde mevzuat ve Kurul tarafından belirlenen tarifeye göre ilgili kişiden ücret alınacaktır.